bildirgec.org - iSuat - yazdıkları

28 Şubat 2006

Pokemon!

Adblock

27 Şubat 2006

Name decoder (isim bızıklayıcı

Bu site isminizi 3 farklı kategoride bızıklayıp, anlamlı bir cüle kurmaya, size bir açılım getirmeye çalışıyor. The Cyborg Name Decoder The Monster Name Decoder The Sexy Name Decoder Benim sonuularım ise: Cyborg: Monster: Sexy:

26 Şubat 2006

Doğduğunuz gün hangi albüm/şarkı listebaşıydı

Evet bakınız ben araştırdım buldum Günün şarkısı: Frankie Goes To Hollywood - "Two Tribes" Günün albümü: Bob Marley & The Wailers - "Legend - The Best Of Bob Marley & The Wailers" Peki benimle aynü gün kim doğmuş: 1940 - Tony Jackson ( Bas gitar , vokal, The Searchers grubundan ) 1942 - Desmond Dekker 1949 - Ray Major ( gitarist, Mott The Hoople grubundan ) 1952 - Stewart Copeland ( aka Klark Kent, davulcu:), Curved Air / The Police gruplarında çalmış ) buradan buyrun

14 Şubat 2006

Oha saat üç buçuk olmuş

Gene takıldım kaldım bir şeylere, amma pis adamım ben yahu. Bu günün bilmemkaçıncı son sigarasını yakıyorum şimdi ve duman olmuş yaşamıma bakıyorum. Aslında pek duman sayılmaz, daha çok kül gibi. En ufak dikkatsizliğimde 'boff' darma duman. Hep diken üstünde olursam standart bir hayata sahip olabiliyorum bu da beni psikopat yapıyor, külü tutmadığımda tüm enerjimi geri kalan herkese - olarak akıtıyorum. Çalışmak sadece diken üstündeyken mümkün, onun dışında rahatlamaya o kadar meraklıyım ki, hemen salıveriyorum. Bu da beni "kaytaran" insan olarak gösteriyor. Çift patron da iğrençtir, biri "git oğlum dinlen sabah erken gel" diğeri "iş var yap, sabah geç gelirsin", uzun uzun yazmayayım bunlar çelişince ne tür bir bunalım olduğunu tahmin edersiniz. Sonuçta... ne sonucu yahu, hayat devam ediyor ve görecek o kadar çok şey var ki.

Güzel haberler: Yarın hocamla görüşmeye gidiyorum, resim kursuna tekrar başlayacağım. Bu konu beni bayağı mutlu ediyor, en azından sevdiğin şeyi yapmak için fırsatın oluyor.

02 Şubat 2006

14 derken?

Şubat, evet tamam biliyorum, sevgi, aşk, kardeşlik vs vs vs. Bu güne kadar tüm 14 şubatlarda yalnızdım (bundan bir önceki hariç, terk edilmek üzereydim hatta boynuzlandım, o başka bir konu tabi). Çok ilginçtir hiç de hazzetmem aslında, bu benim için bir keyif değil. Bir önceki günlüğümü okuyanlar bilir, tarih tekerrür etmekte, ben yine yalnızım.

Bir değişiklik olsun istiyorum ve aklıma gelen şey ise, bir buket çiçek yaptırıp, güzide üniversitelerimizin birinin kapısında beklemek ve kim yerse çiçeği ona vermek (Yersen!). Yok tabi bu olmaz, bu tür şeyleri anlatırken "geyiğe vurma" (iyi manada) huyum olmasa ciddi biri bile olabilirim belki.

Tamam toparlayıp şöyle özetleyeyim. Hani etrafınızda biri olur ya, ufaktan yakınlaşmışsınızdır sonra öyle eften püften bir konu uzaklaştırır sizi. Ya yeterince tanıyamadığınızdan ya da gerçekten öyle olduğundan da olabilir bilemiyorum, birilerini muhteşem gibi görürsünüz şu an öyle gibiyim. Yine bu benim kararsız tutumum ve "teklik" fobimin bir yanıltması da olabilir. Onu diyorum işte geri kazanmaya çalışsam, ilişki olmasa bile arkadaşlığı için bunu yapmaya hazırım, lakin çok kısa sürede çok şey paylaştık. Yaptığım eşekliğin telafisi zor olacak (büyük bir yanlış anlaşılma, tabi tamamen suçsuz değilim).

Tabi ne olursa olsun o buket (ya da tek çiçek de olabilir) o gün o okulun kapısında benim elimde olacak ve ben yine hata yapmamış olmayı umuyor olacağım. Aslında hatayı zaten yaptım, onu düzeltmek için gitmem gerekiyor...